Çarşamba, Eylül 18, 2019
Ana Sayfa Düşük - Kürtaj - Dış Gebelik Mol Gebelik (Üzüm Gebeliği)

Mol Gebelik (Üzüm Gebeliği)

Mol gebeliği, halk arasında bilinen adıyla “Üzüm Gebeliği” plasentanın anormal gelişimidir ve rahim içinde üzüm tanesi şeklinde bol miktarda oluşumlar içermesiyle karakterizedir. Görülme oranı 1000 gebelikte 1 olarak bildirilmektedir. Daha önceden mol gebelik geçirmiş olanlarda tekrar mol gebelik geçirme riski 10 kat kadar artar ve %1′ e yükselir.

Anne yaşının artması ile görülme sıklığı artar. Sosyoekonomik seviyesi düşük ve kötü beslenen kadınlarda daha sık olmaktadır.

Mol Gebeliğin İki Türü Vardır

A)Komplet (tam) Mol: Gebelik sadece plasental dokulardan oluşmuştur. Bebeğe ait hiçbir doku yoktur. Bu form mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Belirtileri gebeliğin erken döneminde ortaya çıkar.

B)Parsiyel (kısmi) Mol: Anormal plasental gelişimin yanı sıra bebeğe ait yapılar da mevcuttur. Normal bir yumurta hücresinin iki spermle döllenmesi söz konusudur. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur.

Yakınmalar

Hastada gebeliğin tüm belirtileri bulunabilir.

Adet gecikmesi ilk bulgudur. Yapılan gebelik testleri pozitif çıkacaktır. Mol gebelik genellikle erken gebelik döneminde kanamaya neden olur.

Gebelik bulantı ve kusmaları daha şiddetlidir. Çünkü bu hastalıkta salgılanan beta-hCG miktarı normalin çok üstündedir. Nadiren erken dönemde preeklampsi, hipertiroidi, aşırı tüylenme gibi, diğer hormonların salgılanmasının yol açtığı durumlar ortaya çıkar.

Gebelerin bir kısmı ‘üzüm tanesine benzer parça düşürme’ yakınması ile başvurur.

Beta-hCG (plasentadan salınan bir hormon) yüksekliği nedeniyle bazı hastalarda her iki yumurtalıkta kist oluşumu saptanabilir. Bu kistlerin büyümesi ve hormon salgılaması durumunda ağrı, vücutta tüylenme gibi belirtiler eklenebilir.

Tüm belirtiler genellikle, parsiyel molde daha hafiftir ve daha geç dönemde bulgu verir.

Tanıda en önemli araç ultrasonografidir. Ultrasonda mol gebeliğe ait veziküller yanyana dizilerek uterus içinde “üzüm manzarası” ya da “kar tipisi manzarası” oluştururlar. Muayenede uterus gebelik haftasına göre olması gerekenden daha büyük olabilir. HCG değerlerinin 100.000 üzerinde olması tanıyı destekler.

Tedavi 

Tedavi öncesi kan testleri yapılır, diğer organlara yayılım araştırması yapılır. Akciğer filmi çekilir.

Hastane şartlarında genel anestezi altında rahim içerisinin boşaltılması (küretaj) esas tedavi yöntemidir.

Takip

Hastalar mol gebeliğin nüks riski nedeniyle sıkı takibe alınırlar. Takip programında 1 yıl süreyle hasta gebe kalmamalıdır. Bu amaçla doğum kontrol hapları kullanmalıdır. Gebe kalındığı anda ortaya çıkan doğal HCG yükselmesi takibi bozar ve ortaya çıkan bir nüks gözden kaçabilir. Başlangıçta kan bhCG seviyeleri normale dönünceye kadar haftalık ölçümler yapılır. Üç ardışık haftalık takipte bhCG sıfır oluncaya dek haftalık takiplere devam edilmelidir. Haftalık takiplerden sonra aylık takiplerle 1 yıla kadar devam edilir.

1 yıl sonunda herşey normalse hastanın gebe kalmasına izin verilir.

Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi

Mol gebeliği, Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi (GTN) olarak adlandırılan bir hastalığa dönüşebilir. Eğer molün takiplerinde kan bhCG düzeyleri düşmez ya da aynı kalırsa veya bir süre düştükten sonra yeniden artmaya başlarsa GTN gelişmesi ihtimalini düşündürür. GTN vücudun başka yerlerine de yayılabilen (metastaz) veya rahim içerisinde tekrarlayabilen bir hastalıktır. GTN % 50 vakada mol gebeliği, % 25 vakada düşüğü, % 25 vakada da normal gebeliği takiben ortaya çıkar.

Kemotarapiye çok iyi yanıt verir. Bazen histerektomi , intraarterial kemoterapi gibi başka tedaviler gerekebilmektedir.

En sık kullanılan ajan Metotreksat’dır. Bunun dışında Aktinomisin- D, etoposide, 5-Fluorouracil kullanılan diğer ajanlardır.

Prof. Dr. Cansun Demir
Kadın Hastalıkları – Doğum ve Perinatoloji Uzmanı